KİTAP HAKKINDA
Atmış yaşlarındaki teyzeyle aramda ş yle bir diyalog ge ti. Hatırlayabildiğim kadarıyla aktarmaya alışayım:
--Kısaca kitabınızı zetleyebilir misiniz? Ne Anlatıyor İki Film Bir Y netmen adını verdiğiniz bu kitap?
--Kendiniz okuyup karar verin isterim.
--Tamam da nce sizden dinleyelim. Elbet de biz de okuyup ona g re karar vereceğiz. Roman mı yazdınız?
--Edebiyat ı değilim. Roman yazmayı bilmem. Aslında ben eğitimin sorunlarını anlatmak i in bir şeyler yazmaya alıştım. Bilinen ama z lmeyen sorunlardan s z ettim.
--Eğitim konulu roman yazdınız o zaman?
--Hayır.
--Ne yazdınız peki? Roman değilse yk yazdınız?
--Bilmiyorum, sanırım yk de değil.
--Ne peki?
--Ş yle bir bakarsanız anlarsınız belki.
--Senaryo mu yoksa? Film, yani senaryo olarak mı eğitimin sorunlarını dile getirdiniz?
--Bir nevi senaryo denemesi de diyebiliriz.
--Edebiyat ı değilsiniz, roman yazmayı da bilmiyorsunuz... Senaryo yazmayı nasıl ğrendiniz?
-- ğrenmedim efendim.
--İlk kez mi senaryo yazdınız?
--İlk kez...
--Bilmeden, araştırmadan, okumadan senaryo mu yazdınız?
--Denedim, yazıp yazamadığıma siz karar vereceksiniz?
--Karar merci mi burası?
--Değil mi? Kitap basmıyor musunuz?
--Basıyoruz da, roman basıyoruz, dağıtım yapıyoruz. İşimiz senaryo basıp dağıtmak değil. ok nl olacaksınız ki yazdıklarınızın, hele de senaryolarınızın alıcısı olsun. Yanlış anlamadım değil mi? Tekniğini bilmeden, bir deneme olarak ilk kez senaryo yazmaya kalkıştınız. Doğru anlamış mıyım?
-- ok doğru. Teknik bilmeden yazmaya başladım.
--Bir kağıt bir kalem yeter dediniz yani?
--Evet. Bug ne kadar, ok senaryo g rd m ama, baştan sona hi birini okumadım. Yılmaz G ney'in bazı senaryolarını buldum mesela, ama okumadım. Bir senaryo nasıl yazılır, hangi teknikler kullanılır, bilmeden yazmaya koyuldum.
--Cahil cesareti diyorsunuz? yle ya, adamın diploması yok, ama lke y netiyor. G reş iden tiyatro m d r oluyor... M mpenlik bu, başka bir şey değil.
--Bir şey mi dedin evladım? Duyamadım.
--Sana demiyorum teyze, kendi kendime s yleniyorum.
--Hızlı s yle de ben de duyayım.
--Diyorum ki ne g zel, okumadan, araştırmadan senaryo yazmışsınız. Yazın, kırın d k n, b t n bilinenleri yerle bir edin... Ne gerek var okumaya, kafa yormaya... Yazanların, birincilik alanların da iki eli var, sizin de... Yetmez mi, yeter de artar bile... Yaz gitsin... Onlar yazdı da siz niye yazamayasınız?
--Tamam da evladım, nce dinle... Niye kızıyorsun ki?
--Dinliyorum teyze, s yle hadi ne s yleyeceksen.
--Bak evladım, iyi dinle beni... Bu alışmaya başlarken aslında bilerek senaryo bilgisi edinme abasına girmedim. Bilmeyen birinin film metni yazma s recini, bir nevi deney gibi d ş nd m. Senaryo bilgisi olmayan bir heveslinin, senaryo yazmak isterken, nasıl bir yol izleyeceğini g rmek istedim. Yani bir acemi film ekmek isterse ne gibi sa malıklar i inde yer alır? Ya da bilmeden iyi bir şey mi yapar? Kendi zerimde bunları denemeye alıştım. Bu yaşımda senarist mi olacağım, film mi ekeceğim? Tanığı olduğum sorunlara ilişkin bir şeyler yapmak istedim, hepsi bu.
--Valllahi ne g zel... Bravo teyze... B ylece b y k bir keşif yaptın yle mi? Şimdi de bunu bastırmak istiyorsun. B y k cesaret. Ameliyat bilmeyen doktor hastayı tedavi edeceğim diye ld rs n, sonra da hastayı ld rme s recini, "Doktorluğu Hi Bilmeyen Birinin Başına Gelenler" adıyla kitaba d n şt rs n. Şahane buluş. Bravo teyze, kırk yıl d ş nsem aklıma gelmezdi... Bak ne diyeceğim, madem senaryo bilmiyordunuz, neden yk yazmadınız, ya da roman?
--Dedim ya ocuğum... Edebiyat ı değilim ben.
--Olsun teyze... Herkes edebiyat ı oldu