BAZI SESLER ASLA SUSMAZ.
BAZILARI SİZİ LD RENE KADAR PEŞİNİZİ BIRAKMAZ.
Londra'da yağmurlu bir gece. Baker Sokağı 221B'nin kapısına d şen şifreli bir telgraf: "Orkestra şefi boğuldu ama suda değil."
Sherlock Holmes ve Dr. Watson, kendilerini bir anda Orient Express'te, İstanbul'un sisli ve kadim sokaklarına doğru yol alırken bulur. Pera'nın arka sokaklarında, Galata Mevlevihanesi'nin g lgesinde, nl bir bestecinin cesedi bulunmuştur. Y z nde tarif edilemez bir huzur, dudaklarında ise Boğaz'ın en derin sularının rengi vardır. Otopsi raporu tektir: Kalp durması. Fakat Holmes, bu l m n ardında ne bir bı ak ne de bir zehir olduğunu hemen anlar. Cinayet silahı, sesin ta kendisidir.
"Boğaz'ın Nefesi" adıyla bilinen, y zyıllardır yasaklı bir makam. Onu duyan, nce en derin korkusuyla y zleşir. Sonra, yerini tarifsiz bir vecde bırakan o ses, ruhu bedenden sessizce ayırır. Holmes ve Watson, bu l mc l melodinin peşine d şt klerinde, kendilerini sadece bir katilin değil, insan ruhunun en karanlık labirentlerinin i inde bulurlar.
İstanbul'un altındaki gizli sarnı lar, unutulmuş Mevlevi ayinleri, Sultan Abd lhamid'in akustik laboratuvarları ve notaların arasına gizlenmiş şifreler... Her ipucu onları biraz daha karanlığa ekerken, Holmes bu kez sadece dehasına değil, sadık dostu Watson'ın varlığına da her zamankinden ok ihtiya duyacaktır.
nk bazı sesler, sadece kulakla değil, y rekle de duyulur.
Ve Boğaz'ın Nefesi, son notasına kadar sizin de peşinizi bırakmayacak.
"Sesin bile cinayet işleyebildiği bir d nyada, sessizlik en b y k l kst r. Sherlock Holmes hayranları i in ka ırılmayacak, psikolojik gerilimi iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir başyapıt."