Yalnızca aksi bir yabancının kitaplarını teslim etmek i in İngiltere'nin yarısını aştı. Onun bu kadar ileden ıkarıcı - ve bu kadar yakışıklı - olacağını hi hesaba katmamıştı.
Marie Baxter, ailesinin Hatfield'daki sıcak ve tanıdık kitap ı d kk nından ayrılmak istemez. Ayakları yere basan, titiz ve d zenli biridir; defterleri tutmaktan, mektupları yanıtlamaktan son derece memnundur - o mektuplar İngiltere'nin en dayanılmaz derecede buyurgan kontundan gelse bile. Ancak denmemiş faturalar st ste yığılırken Buyurgan Kont son bir ltimatom g nderince Marie'nin başka se eneği kalmaz: nadir kitaplarla dolu bir sandığı hazırlayacak, iki hafta boyunca sarsıntılı posta arabalarına katlanacak ve malları d nyanın ucundaki bir şatoya teslim edecektir.
Pennine Dağları'nı aşarken tipiye, soğuğa ve bitmek bilmeyen yollara katlandığı o zorlu yolculuğun sonunda karşısına ıkan şey, hayal ettiği hi bir şeye benzemez. Kasvetli Renwick Kontu gen tir, koyu bakışlıdır ve bir hazine yığınının st nde uyuyan herhangi bir canavarın olmaya hakkı olandan ok daha etkileyicidir. stelik kapısının eşiğinde yere yığılan - kesinlikle bayılmayan - sivri dilli, sessizce g l kitap ı kızına hi hazırlıklı değildir. Dışarıda tipi uğuldarken ve Carlisle'a giden yollar kapanmışken, mecburi yakınlık ka ınılmaz h le gelir; Marie'nin kendisiyle d nya arasına rd ğ dikkatli mesafeyi koruması ise giderek zorlaşır.
Marie kitaplarını teslim edip parasını alarak kurduğu g venli, d zenli hayata geri d nebilecek midir - yoksa kar altında mahsur kalan bu şato ve kitaplara saplantılı, imk nsız derecede ekici lordu, ona ev dediği yerin ger ekten geride bıraktığı yer olup olmadığını sorgulatacak mıdır?