(...) Bizim memlekette ise her yaz binlerce hektar orman k l olur, yetersiz ara ve personelle s rd r len m dahale yetersiz kalır, Ak Saray'da onlarca makam u ağı yatarken, yangınlara m dahale edecek u ak bulunamaz ama tek bir sorumlu istifa etmeye yanaşmaz. Altına işemiş biri gibi koltuklarında oturmaya devam ederler. Binlerce metrekare alan, i indeki canlı t rleriyle yok olurken su u r zg ra, kadere ya da piknik yapanlara atıp koltuklarına yapışmaya devam ederler. İstifa etmeyi bir erdem değil, bir zayıflık olarak g ren bu pişkin b rokrasi ve siyaset anlayışı, doğamızın da geleceğimizin de en b y k d şmanı.
Ege ve Akdeniz kıyılarımızdan başlayıp i kesimlere kadar uzanan o yeşil cennetler, birka g n i inde gri birer k l yığınına d n şt , d n ş yor. An itibariyle, y zlerce noktada yangın olduğu haberlerini dinliyorum. Kaybettiğimiz y z binlerce metrekarelik ormanlık alan, sadece yanıp k l olan ağa lardan ibaret değil Leyla'm. Toprağın altında ve st nde yaşayan milyarlarca b rt b ceğin, kaplumbağanın, am p rlerinin, kuş yuvalarının, orman hayvanlarının; dolayısıyla binlerce yıllık ekosistemin yok oluşunu izletiyorlar bize.
Her yıl y z l m y z binlerce futbol sahasına denk gelen orman arazisini, o eşsiz biyolojik eşitliliği alevlere teslim ediyoruz. Yanan her metrekare toprakla birlikte geleceğimiz, suyumuz, nefesimiz de k l olup g ky z ne savruluyor. Muğla'nın, Antalya'nın, anakkale'nin, İzmir'in o z mr t yeşili tepeleri haritadan silinirken; kaybettiğimiz alanların b y kl ğ istatistik raporlarında buz gibi soğuk sayılara d n şt r l yor. "Şu kadar hektar yandı" denilip ge iliyor ama o hektarların arkasında yok edilen devasa yaşam alanları, oraklaşan topraklar, zelliğini, eşsiz g zelliğini kaybeden mikroklimalar ger eği, bir iki haber kanalı dışında g rmezden geliniyor. Sarayın emrindeki yandaş kanallar, su u halkın sorumsuzluğuna y kleyip, ş pheli onlarca kişinin kahraman polisimiz tarafından yakalandığını s yleyerek, "Devlet ne yapsın, millet bu kadar sorumsuzluk yaparken" denmesine aracılık ediyorlar. Yapay zekaların, her yeri en ince ayrıntısına kadar izleyebilen kameraların konuşulduğu g n m zde, yangına anında neden m dahale edilemediğini, birka muhalif gazeteciden başka soran olmuyor.
İnan ki meleğim, alevlerin ortasında kalan aresiz insanların, hayvanların, ıtırdayarak yanan ağa ların, b rt b ceğin feryatları Tokyo'ya kadar gelip y reğime saplanıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca ilmek ilmek korunan o yaşlı am ormanları, birka haftalık ihmalkarlık ve beceriksizlik zinciri y z nden haritadan silinirken, kaybedilen toprağın b y kl ğ karşısında insanın aklı duracak gibi oluyor. Silivri'ye mahkeme, lkenin her yerine hapishane yapmaya doymayan bu siyasal dinci faşist iktidar, şimdilerde milleti, iki y zl K rt siyaset ilerden aldığı destekle, demokrasi yalanlarıyla uyutuyor. "Şimdi durumunuz ok k t , ama biraz daha sabredin, sıkın dişinizi, en ileri demokrasi bizde olacak," deniyor. Bir taraftan da ağzını a an kendini hapiste buluyor. K le d nen o devasa metrekareler, lkemizin hayalini kurduğumuz aydınlık geleceğinin, akciğerlerinin s k l p alınması demek. Bu s nd r lemeyen yangınlar y z nden toprağın erozyona a ık hale gelmesi, su kaynaklarının kuruması, Anadolu coğrafyasının lleşmeye doğru hızla yol aldığını g sterir.