Tokyo'da zaman daha hızlı akıyor. Sabah altıda kalkıyorum oğu zaman. Yedi gibi evden ıkıyorum. Tren ok kalabalık oluyor. Evet, o videolardaki g revliler ger ek. zellikle yoğun saatlerde, işlerine ge kalmak istemeyen insanları, beş kişiyle ittirip yolcuları birbirine yapıştırarak treni daha da kalabalık hale getiren g revliler var. Her g n değil, bu manzara, daha ok işe gitme saatlerinde bazı hatlarda oluyor. Bu konuyla ilgili abartılı g r nt ler de dolaşıyor internette. Fakat g rd ğ n kalabalık ger ek. Tokyo zaten d nyanın en kalabalık şehri olarak biliniyor. Turistleri de sayarsak, kırk milyona yakın insan yaşıyor. Metre kareye d şen insan sayısı olduk a fazla. Trenler iş saatlerinde yle kalabalık oluyor ki, bazen nefes almak bile zorlaşıyor. Bu kalabalığa dayanamayıp bug ne kadar ka kişi rahatsızlık yaşayıp kalp krizi ge irdi Allah bilir.
alıştığım ortamı merak ediyorsun. niversitede de tempo ger ekten ok y ksek. Farklı lkelerden gelen pek ok ğrenci var. Japonya'nın her yerinde disiplin ok nemli. Her şeyin bir zamanı, bitirilme s resi, neyin ne zaman yapılacağının bir planı var. Bizde olduğu gibi 'g yolda d zelir' anlayışı burada ge erli değil.
Japonların alışma ritmi, şekli bizimkinden ok farklı. Daha sistemliler. Bir o kadar da sessizlik i inde yapıyorlar işlerini. Yorgunluk ne kadar fazla olsa da kimse yorgun olduğunu s ylemiyor. Onlarla birlikte ben de yorulmadan alışmam gerektiğini ğreniyorum. Ne kadar ok iş yaptığımı akşam trene binip eve varıncaya kadar anlayamıyorum.
Senin de bildiğim gibi, Japonya bizler i in ger ekten şaşırtıcı bir lke. Hem modern hem ok geleneksel. Tapınakların g lgesinde neon ışıkları yanıp s n yor. Otomatlardan orba dahil, istediğin her şeyi alabilirsin. Fakat insanların kalbine girmek zaman istiyor. Bunca insana, milyonların neden olduğu kalabalığa, sıkışık trenlere rağmen yalnızlık burada yle fazla ki, yer g k yalnızlık dolu diyebilirim.
K t phanedeki konuşmamızı unutur muyum, t bi ki hatırlıyorum. O c mleyi s ylediğim anı unutmadım. Hayat bizi nereye savurursa savursun birbirimize yazmayı hi bırakmayacaktık. Sen benden daha ger ek isin, g lm şt n bu s z me. Şimdi o g nleri d ş nd ğ mde i im sızlıyor. Gen liğimiz, birlikte kaldığımız oda, yurt arkadaşlarımız, para bulamayan yoksul kız ğrencileri seks iş isi olarak pazarlayan kantinci geliyor aklıma. Cezalandırılmak ş yle dursun belki de mesleğinde yol kat etmiştir. T rkiye'de su lulara nasıl davranıldığını bildiğim i in başka t rl s gelmiyor aklıma. Yurtta, okulda olanaklarımız iyi değildi, yoğun kalabalık da ders alışmak zordu, ama her şeye rağmen mutluyduk. Arkadaşlığımızı, birbirimize olan bağlılığımızı kıskananlar vardı. Yaşlanmadık hala gen sayılırız. Neyse tatlım. Gelelim g nderdiğin e postaya.
Yemin ederim almadım. yle ok g nderi alıyorum ki, o kalabalıkta g z mden ka mış olmalı. Yazdığını g rsem mutlaka arardım seni. Hi siler miyim sevgimizi, unutur muyum hi . Hayatımın hi bir yerinden silinmedin, anılarımızı daha d n gibi kalbimde saklıyorum. En g zel yıllarımızı birlikte yaşadık ve birbirimize s z verdik hi ayrılmayalım diye. Yazmaya fırsat bulamamış olmam, sevgimizin bitmesinden değil. Ortak defterimiz olan bu sayfayı ben de a tım ge en hafta. Yıllar nce neler yazdığımızı okudum. Nelere z l p sevindiğimizi tekrar hatırladım. Peşimizden koşan oğlanlarla amma dalga ge mişiz. Ne g nlerdi o g nler Tanrım. Tilkilerin arasından rdek yavrusu gibi ge erken bile cesurduk. Paramız az olsa da kendimize bakıyorduk. Kuaf re vereceğimiz parayla kitap almak ya da sinemaya gitmek i in sa larını ben kesiyordum, sen de benim sa lar